Ayaş 31 Ocak 2025, 00:43
Tarih
Ayaş, Ankara’nın batısında, Ankara-Adapazarı güzergahında, şirin ve tarihi bir ilçedir. İlçe merkezinde bulunan “Hisartepe”, “Örenciktepe”; Sinanlı, Çanıllı ve Oltan beldelerinde; Ilıca, Bayram, Gökçebağ, Orta Bereket, Bayat, Feruz, Pınaryaka, Tekke, Başayaş, Gökler, Gençali ve Akkaya köylerinde yerleşme yeri, höyük, mağara ve kale kalıntıları vardır. Hititler, Frigler, Galatlar, Romalılar ve Bizanslılar hakimiyet kurmuşlardır. Ayaş Romalıların, İstanbul’dan başlayan ve Tarsus’a, oradan da Kudüs’e kadar uzanan tarihi “Hac yolu” (Via Tauri) üzerinde bulunması dolayısıyla ordularında geçtiği yer olur. Bizans hakimiyetinde bu bölge, Anadolu’yu geçerek Kadıköy’e kadar giden Sasani ordularına ve daha sonraki yıllarda “İstanbul Fethi” için Ankara üzerinden İstanbul’a geçen İslam (Emevi-Abbasi) ordularına da güzergah olur. Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’ya giren Oğuz Türkmen boyları, Kutalmışoğlu Süleyman Bey komutasında yapılan akınlarla Ankara ve civarı 1073 yılından itibaren Selçukluların hakimiyetine girer. Bu bölgelere Oğuz Türkmen boylarının yerleşmesi Anadolu Selçuk sultanı Birinci Kılıçarslan ve Danişmentli Gümüştekin Gazi’nin müşterek Bizanslılarla yaptığı uzun mücadeleler sonrası olur. 1101 yılında Haçlı ordusunun ağır mağlubiyeti sonucu Ankara ve civarına Oğuz boyları yerleşir. “Ayaş” (Ayas) Türkçe bir kelime olup, “parlak, aydınlık gece” anlamına gelir. Ayaş, aynı zamanda bir Türkmen oymağının da adıdır. Oğuz Türklerinin Bozok Kolu, Gün Han oğulları, Bayat boyu, Barak obasına bağlıdır. Anadolu Selçukluları zamanında Ayaş ilçe merkezine, civar ören yerlerine, mezralara, yaylalara ve çiftliklere yerleşen Türkmenler, köyler kurar. Horasan meşrepli “dede” ve “baba”ların kurduğu zaviyelerle bu bölgeyi yurt edinirler. Özellikle ilçe merkezinde bulunan şifalı suyun olduğu bölge olan “Karakaya” mevkiine yerleşirler, kale ve kaplıca inşa ederler. Daha sonraki yıllarda “ahiler” Ayaş köylerine yerleşir ve çiftlikler kurar. Anadolu Selçuklularının zayıflaması sonucu bu bölgeye bir müddet “Germiyanoğulları ve “Candaroğulları” hakim olur. 1354 yılında da Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından buralarda Osmanlı hakimiyeti kurulur. Ankara “Sancak” merkezi daha sonrada “eyalet” merkezi olur. “Ankara Sancağı”nın, günümüze ulaşan en eski tarihli olan 1463 yılı Tahrir Defterine göre şu idari birimleri vardır: Bacı, Çubuk, Kasaba, Karacabey, Mürted Ovası, Binâri ili, Yaban Ovası(Yabanâbâd), Şorva(Şorba), Mudrıb(Muzrıb), Uruş ve Ayaş. 1523 tarihli Tahrir Defteri’nde ise Ayaş kazasının 7 mahallesi, 66 köyü ve 16 mezreası mevcut olup, nüfusu 13.563 dür. 1907 yılında ise Ayaş kazası merkez, Güdül nahiyesi ve bağlı köyleri dahil toplam nüfusu 25.732 kişi olup, tamamı Müslümandır. Kazanın diğer bir özelliği de Osmanlı yönetiminde idari statüsünü kaybetmeyen ilçelerden birisi olmasıdır. İlçenin tarihi “Bağdat Kervan Yolu” üzerinde bulunması geçmişte olduğu gibi günümüzde de özelliğini korur. Ayaş, Osmanlı döneminde ünlü şairler, edipler, mutasavvıflar, âlimler, askeri ve idari yönetici yetiştiren bir merkez olur. Denilebilir ki Osmanlı döneminde Ankara kazaları içinde “ilmiye” ve “askeriye” yetiştiren kazaların başında gelir. Maalesef günümüzde Ayaş’ın bu özelliği unutulmuş, sadece folklorik (!) sayılabilen bazı faaliyetleri ön plana çıkartılmıştır. Mimari kültür mirası yönünden de zengin olan ilçemizde Selçuklu ve Osmanlı eserleri halen günümüzde işlevlerini yürütmektedir. Ulu Cami, Karakaya Kaplıcası, Bünyamin Ayaşi Camii ve Türbesi, Sinanlı Ulu Camii, Paşa Hamamı, Kilik Camii, Şeyh Muhiddin Camii, Aktaş Camii ve sayısız çeşmeleri bu eserlerin bazılarıdır. Bünyamin Ayaşi hazretleri, Kesikbaş Sultan, Yavuzana Sultan, Şeyh Zekeriya, Şemsi Dede, Deynekli Dede, Toprak Dede, Sıtma Dedesi, Ahmet Dede, Um Um Dede, İskender Dede, Gözpınarı Dedesi, Veli Dede, Kasımoğlu türbeleri de ilçemizin manevi dinamikleridir. Ayaş tarihi eserleri, yetiştirdiği kültür varlıkları, şifalı kaplıca ve içmeleri yanında Ankara’nın sebze ve meyve üretim merkezidir. Yetiştirdiği ürünlerin başlıcaları dut, kiraz, kavun, karpuz, salatalık, biber ve domatestir. Ayaş, Sincan, Polatlı, Beypazarı, Güdül, Kızılcahamam ve Kazan ilçeleri ile çevrili olup, alanı 1158 km2 dir. İlçe Merkezi Ayaş, Ankara’nın 57 km kuzey batısındadır.
İklim ve Coğrafya
Ayaş; Ankara’nın 58 km. kuzeybatısında olup 1158 km2 lik bir alana yayılmıştır. Doğusunda Sincan ve Kazan, Batısında Beypazarı, Kuzeyinde Güdül ve Kızılcahamam, Güneyinde Polatlı İlçeleriyle çevrilidir. İlçenin engebeli bir konumu vardır. İlçe sınırları içerisinde geniş yer tutan ve yükseklikleri 1300-1500 m. arasında değişen Ayaş’ daki dağlar ,Kuzey-Güney doğrultusunda birbirine paralel 2 dağ sırası teşkil eder. Ayaş’ı Kazan İlçesinden ayıran Doğu dağ sırası, Batı dağ sırasına göre daha yüksek olup, Kuzeyden Güneye doğru uzanan Uyku, Güzel, Ahmaşıh ve Abdüsselam dağlarını içine alır. Bu dağların en yükseği 1603 metrelik Abdüsselam dağıdır. Ayaş’ta kara ikliminin tipik özellikleri görülmekte olup kışları soğuk, yaz ayları sıcak ve kurak geçer. Rakım 910 metre olup, yıllık ortalama sıcaklık 11.4 C0 , Ortalama Bağıl Nem % 54, Yıllık ortalama yağış miktarı 439.7 mm.dir.
Turizm
Ayaş, tarihi ve kültürel değerler açısından oldukça geniş ve köklü bir geçmişe sahiptir. Bu kadar geniş yelpazeyi bünyesinde barındıran bir kentin turizm yelpazesi de oldukça geniştir. Bu yelpaze Türkiye’yi kucaklayan bir büyüklüktedir. Tarihi İpek Yolu gibi ticaret yollarının kesiştiği bir kent olan Ayaş, bünyesinde sahip olduğu termal kaynaklar haricinde inanç turizmi ve tarihi-kültürel alanlarıyla oldukça göz kamaştırmaktadır.

